<
Sporun Her Türü,güncel spor haberleri,yorumları,golleri,videoları,canlı sonuçlar,tv de spor





Haberleri İzleyebilmek İçin Alttaki Yazıyı Tıklayın...



8/6/2008

TERİM: YEDİĞİMİZ GOL PLANLARIMIZI BOZDU

Hollanda fırtına gibi: 3-0

EURO 2008'in şu ana kadarki en zevkli maçından en farklı sonuç çıktı. Hollanda
C Grubu mücadelesinde son dünya şampiyonu İtalya'yı 3-0 yenerek, rakibine karşı 30 yıllık galibiyet özlemine son verdi.
13. Avrupa Futbol Şampiyonası'na 3. gün maçlarıyla devam edildi. A ve B gruplarının ardından C Grubu'nda da ilk maçlar tamamlandı.EURO 2008'in 'ölüm grubu' olarak adlandırılan C Grubu'nun ikinci maçında turnuvanın iddialı takımlarından Hollanda ile İtalya karşı karşıya geldi. Son dünya şampiyonu rakibini 1978 Dünya Kupası finalinden bu yana yenemeyen Hollanda, galibiyet özlemini 3-0'lık sonuçla dindirdi.İsviçre'nin başkenti Bern'de yer alan Wankdorf Stadı'nda oynanan maç şu ana kadar turnuvanın en zevkli mücadelesine sahne oldu. Başlama düdüğüyle birlikte topa hakim olan ve oyun üstünlüğünü ele geçiren Hollanda, 18. dakikada Van Nistelrooy ile kaçırdığı net fırsatın ardından, 26. dakikada ofsayt tartışmalarına neden olan pozisyonda Real Madridli golcünün vuruşuyla skor üstünlüğünü de yakaladı.Tempolu mücadelenin 31. dakikasında İtalya'nın kullandığı köşe vuruşunda yaşanan tehlikeyi kale çizgisinden savuşturan 'Portakallar', kontratakta Wesley Sneijder'in golüyle soyunma odasına 2 farklı önde girdi.

İkinci yarıya Grosso ve Del Piero gibi kozlarını sahaya sürerek başlayan İtalyanlar, Zambrotta, Toni ve Del Piero ile rakip kaleyi yokladı. Oyunu karşı alana yıkmayı başaran 'Gök mavililer', 76. dakikada Luca Toni ve 78. dakikada Grosso ile maçın en net 2 pozisyonunu değerlendiremezken, 79'da gelişen kontratakta golü bulan taraf Van Bronckhorst'un kafa vuruşu ile Hollanda oldu ve fark 3'e çıktı.Kalan bölümde psikolojik motivasyonunu kaybeden rakibi karşısında rahat bir oyun sergileyen Hollanda, EURO 2008'e çok iyi bir başlangıç yaparak ilk maçlar sonundan en zorlu grupta liderlik koltuğuna oturdu.1970 Dünya Kupası finalinde Brezilya'ya karşı alınan 4-1'lik mağlubiyetten sonra tarihinin en ağır yenilgisini alan son Dünya Kupası sahibi İtalya ise C Grubu'nda son sıraya yerleşti.



 

Milliler'i yakan goller.. Video



A Milli Takımımz, Euro 2008'e istediği gibi başlayamadı. Portekiz Milliler'i iki golle geçti. Yediğimiz goller çok ucuzdu..

A Milli Takımımz, EURO 2008'e istediği gibi başlayamadı. A Grubu'ndaki ilk sınavında Cenevre'de Portekiz'e boyun eğen Ay-Yıldızlı ekibimiz, 61. dakikada Pepe'nin ve 90+3'de Meireles'in golleriyle sahadan puansız ayrıldı ve gözünü İsviçre ve Çek Cumhuriyeti maçlarına çevirdi. 

İŞTE PEPPE'NİN 61. DAKİKASINDAKİ GOLÜ




2 saat bile sürmedi!2 saat bile sürmedi!  

Bir kez daha Nadal!
Fransa'nın başkenti Paris'te gerçekleştirilen Roland Garros 2008 Açık Tenis Turnuvası Finali'nde İspanyol tenisçi Rafel Nadal, dünyanın 1 numaralı raketi olan Roger Federer'i 6-1, 6-3 ve 6-0'lık setlerle 3-0 yenerek üst üste 4. kez Roland Garros şampiyonluğuna uzandı. Rafael Nadal, Fransa Açık'ta Roger Federer'i son iki sezondur da deviriyordu.

Maça fırtına gibi başlayan Nadal, vazgeçmeyen oyun yapısı ve etkili vuruşlarıyla Federer'i ilk sette kolayca mağlup etti. Seyircinin de desteği ile ikinci sette daha dirençli bir oyun sergileyen Roger Federer, tüm gayretlerine rağmen bu seti de 6-3 kaybetti. Morali bozulan ve oyundan kopan Federer'e karşı üçüncü sette çok rahat bir oyun sergileyen Rafael Nadal, son seti 6-0 kazanarak şampiyonluğa ulaştı. Rafael Nadal bu galibiyetle toprak korttaki yenilmezlik serisini de 28 maça çıkardı.

Rafael Nadal, sadece 1 saat 48 dakika süren mücadelenin ardından 3-0'lık skorla Roland Garros'ta rakiplerine set dahi vermeden şampiyon oldu. Maçın bitiminde tüm merkez korttaki seyirciler gibi Roger Federer'in kız arkadaşı da Rafael Nadal'ı ayakta alkışlayanlar arasındaydı.

Nadal böylelikle üst üste dördüncü şampiyonluğunu alarak İsveçli efsane tenisçi Bjorn Borg'ün Fransa Açık'taki rekorunu da egale etmiş oldu. Borg, 1978 ile 1981 seneleri arasında Fransa Açık Şampiyonluğunu kimseye bırakmamıştı.

Borg, maç sonu Nadal'a kupasını kendi elleriyle teslim etti.

Nadal, kupa töreninde yaptığı konuşmada, ''Herkese bugünkü destek için teşekkürler. Roger, finalde yoluna taş koyduğum için özür dilerim. Bugün iyi bir performans sergiledi. Roger, her zaman kazansa da kaybetse de kortta çok beyefendi. Takımıma teşekkür ediyorum. Onlar olmadan bu başarı olmazdı'' dedi.



BMW'den duble!

Kubica ilk kez kazandı! Formula 1'de sezonun 7. yarışı olan Kanada Grand Prix'sini BMW Sauber'in Polonyalı pilotu Robert Kubica kazandı. Kubica'nın
takım arkadaşı Alman Nick Heidfeld de yarışı ikinci sırada tamamladı ve BMW Kanada'da 'duble' yaptı! Red Bull takımından David Coulthard üçüncü sırayı alarak podyuma çıkan son isim oldu.

Kanada'da Grand Prix'sine ilginç kazalar damgasını vurdu. Yarışın 19. turunda Güvenlik aracının pistte olmasından faydalanmak isteyen bir çok pilot pite girdi. Rosberg ve Raikkonen pit çıkışında yanyana geldiler. Kırmızı ışığın yeşile dönmesini beklerken, Hamilton arkadan gelip Raikkonen'e çarptı. Bu kazanın ardından iki pilot da yarış dışında kaldı.

Renault pilotu Fernando Alonso da yarışın 45. turunda kaza yaparak yarışı terkeden bir başka isim oldu.

Robert Kubica, Kanada'dan aldığı 10 puanla sürücüler genel klasmanında da liderliğe yükselmiş oldu. Kubica kariyerinin 29. yarışında ilk birinciliğini aldı.

Kanada Grand Prix'si sonuçları:
Robert Kubica - 10
Nick Heidfeld - 8
David Coulthard - 6
Timo Glock - 5
Felipe Massa - 4
Jarno Trulli - 3
R. Barrichello - 2
Sebnastian Vettel - 1

Sürücüler sıralaması:
Robert Kubica - 42
Lewis Hamilton - 38
Felipe Massa - 38
Kimi Raikkonen - 35



Celtics POWErCeltics POWEr  

NBA playoff final serisi ikinci maçında dün gece Boston Celtics ve Los Angeles Lakers TD Banknorth Arena'da karşı karşıya geldi. Seride 1-0 önde olan Celtics son çeyrekte farkı bir ara 20 sayıya kadar çıkardığı mücadelede son dakika içinde 2 sayı geriye düşmesine rağmen yıldız oyuncusu Paul Pierce'ın etkili oyunuyla maçı 108-102 galip bitirdi ve seride 2-0 öne geçti.

22-20 ev sahibi ekibin üstünlüğüyle biten ilk çeyreğin ardından müthiş bir performans sergileyen Celtics, soyunma odasına 54-42 önde gitti.

İkinci yarıya da çok iyi başlayan yeşil beyazlılar hücumdaki etkinliğini etkili savunmasıyla birleştirmeye devam edince son çeyreğe 20 sayı fark barajını aşarak girdi (83-61).

Son çeyreğin ilk dakikalarında etkinliğini sürdüren ve son sekiz dakaya 24 sayılık farkla giren Celtics karşısında kısalan ilk beşiyle savunmasını sertleştiren Lakers, Kobe Bryant'ın da devreye girmesi ve Sasha Vujacic & Vladimir Radmanovic ikilisinin sayılarıyla farkı eritmeye başladı.

Dakikalar ilerledikçe bocalayan Celtics karşısında farkı hızla eriten Kobe Bryant ve arkadaşları son dakika içinde farkı iki sayıya kadar indirdi (104-102). Ancak bir sonraki hücumda maçın yıldızlarından Paul Pierce kendisine yapılan faulden bulduğu iki serbest atışla takımını rahatlatırken kalan süre içinde sayı bulamayan Lakers maçtan 108-102 yenik ayrılarak seride 2-0 geriye düşmüş oldu.

Boston'da, başta sakat sakat oynayan Paul Pierce olmak üzere üç silahşörler görevlerini beklendiği gibi yerine getirdi ancak kenardan gelen Leon Powe'un müthiş ekstra performansı galibiyetin anahtarı oldu. Genç pivot Lakers potasına 6/7 iki sayı ve 9/13 serbest atış isabetleriyle 21 sayı bırakmayı başardı. 24 yaşındaki oyuncu böylece Scott Wedman (1984'te Lakers'a karşı 26 sayı), Kevin McHale (1984'te Lakers'a karşı 23 sayı) ve John Havlicek (1976'da Suns'a karşı 23 sayı)'in ardından 1970 yılından bu yana bir NBA finalinde en fazla sayı kaydeden Celtics yedeği oldu.



Phoenix yeni hocasını duyurduPhoenix yeni hocasını duyurdu  

NBA takımlarından Phoenix Suns, Terry Porter'ın takımın yeni antrenörü olduğunu basına duyurdu. Pazartesi günü yapılan resmi açıklamada, son 2 sezondur Detroit Pistons'ta Flip Saunders'ın yardımcı coachluğunu yapan 45 yaşındaki Porter'ın Suns'ın yeni hocası olduğu resmen duyuruldu.

Phoenix'in eski antrenörü Mike D'Antoni, play-off ilk turunda Spurs'e elendikten sonra görevinden istifa etmiş ve New York Knicks ile anlaşmıştı.

Kaptan Paul Pierce 28 sayı, 8 asist, Kevin Garnett 17 sayı, 14 ribaunt ve Ray Allen 17 sayıyla ev sahibi ekibi hücumda sırtlayan isimler olurken Rajon Rondo 4 sayı kaydetmesine karşın 16 asist yaparak galibiyette önemli rol oynadı.

Lakers'ta ise son çeyreğe kadar fazla etkili olamayan Kobe Bryant 30 sayı, 8 asist, Pau Gasol 17 sayı, 10 ribaunt, Vladimir Radmanovic 13 sayı, 10 ribaunt, Lamar Odom 10 sayı, 8 ribaunt ile oynadı.

Serinin üçüncü maçı salıyı çarşambaya bağlayan gece TSİ 04:00'da Staples Center'da oynanacak.



G.Saray'a bir darbe de Roma'danG.Saray'a bir darbe de Roma'dan  

G.Saray’a Dario Simic’in ardından İtalya’dan dün bir kötü haber daha geldi. Transfer bombalarını patlatmaya hazırlanan sarı kırmızılı yönetime Celtic’in ardından son darbeyi Roma vurdu.

Inter’in Honduraslı oyuncusu David Suazo’yı renklerine bağlamak isteyen Galatasaray, Roma engeline takıldı. İnter’in aylardır peşinde koştuğu Roma’nın yıldızı Aquilani’yi transfer etmek için Suazo’yu takasta kullanacak olması, sarı kırmızılıların elini kolunu bağladı.

Böylece İtalya’da Inter ile masaya oturan başkan Adnan Polat ile futbol şube sorumlusu Haldun Üstünel, rotayı Hernan Crespo’ya çevirdi. Inter ile sözleşmesi bitecek olan Arjantinli oyuncuyu bonservis bedeli ödemeden renklerine bağlamak isteyen Polat, golcüyü kaçırmamak için elini çabuk tutuyor.

Kolları sıvadılar

Galatasaray Yönetimi’nin tangocunun menajeri Hidalgo’yu ikna ederek bu transferi bitirmek istediği öğrenildi. Crespo için artı bir bedel ödemeyecek olan Galatasaray cephesinin Simic-Suazo transferinin zora girmesi üzerine Arjantinli golcüye yıllık 3 milyon Euro’luk teklif yapacağı iddia edildi. Sarı kırmızılıların elini çabuk tutarak İnter ile olan sözleşmesi sona erecek Crespo’yu kaptırmamak için Hidalgo ile dün de görüştügü ve bu hafta içinde transfere netlik kazandırmak istedikleri belirtildi.



Beşiktaş'a kötü haber! Beşiktaş'a kötü haber! 

Beşiktaş'ın transferi için yoğun çaba harcadığı Nuri Şahin'den siyah-beyazlılara kötü haber. Geçtiğimiz sezon kiralık oyuncu olarak gönderildiği Feyenoord Rotterdam'dan Alman Birinci Ligi (Bundesliga) takımlarından Borussia Dortmund'a dönen milli futbolcu Nuri Şahin, Dortmund'da
gelecek sezon kendisini ispatlamak istediğini söyledi.

Nuri, Alman spor dergisi Kicker'e yaptığı açıklamada, Borussia Dortmund'un kendisini satacağını ya da bir sezon daha kiralayacağını düşünmek bile istemediğini belirterek, ''Kendimi Dortmund'da ispatlamak istiyorum'' dedi.

Dortmund'a sportif ve insani açıdan gelişerek döndüğünü ifade eden Nuri, Rotterdam takımında farklı mevkilerde oynadığı için taktik olarak daha değişken oynayabildiğini ve defansta daha güçlü olduğunu kaydetti.

Nuri, Dortmund'da herkese şans verileceğini, bu şansı kullanmanın kendi elinde olduğunu sözlerine ekledi.


"Önder olmadı, olmayacak"

Galatasaray Kulübü, Fenerbahçe Kulübü ile sözleşmesi sona eren
futbolcu Önder Turacı'nın transferiyle ilgili bir girişimde bulunulmadığını açıkladı.

Sarı-kırmızılı kulübün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, "Bugün bazı medya organlarında çıkan haberlerde Önder Turacı'nın, Galatasaray Kulübü'ne transferine yönelik olarak gerçeklerle ilgisi olmayan haberler yayınlanmış ve kulübümüz ile Önder Turacı'nın ilişkilendirilmeye çalışıldığı görülmüştür. Daha önce de bir çok kez kamuoyuna duyurulmuş olduğu üzere Galatasaray Kulübü'nün Önder Turacı'nın transferi ile ilgili herhangi bir girişimi olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır" denildi.


Her yolu deniyorlar

İsviçre - Türkiye

maçı öncesi İsviçre basını, ortamı germek ve fanatik taraftarları maça çekmek için her yolu deniyor. İsviçre'nin son kozu ise İsvire Milli Takımı'nın Türk kökenli 3 yıldız futbolcusu, Hakan Yakın, Eren Derdiyok ve Gökhan İnler.

İsviçre basını, İsviçre Milli Takımı Teknik Direktörü Kobi Kuhn'a çağrıda bulunarak, Türk kökenli 3 yıldız futbolcuyu mutlaka ilk 11'e alması konusunda ısrar ediyor. Gazeteler, "Bizim Türk üçlümüz Türkleri haklamalı" şeklinde başlık atarken, İsviçre'nin ünlü futbol yorumcusu ve eski futbolcusu Günter Netzer, Hakan Yakın'ın mutlaka ilk 11'de oynaması gerektiğini savundu ve Yakın'ın yaratıcılığından vazgeçilmemesi gerektiğini belirtti.

Ayrıca bu üçlünün Türkiye karşısında oynamasının, İsvicre Milli Takımı'na psikolojik avantajlar da sağlayacağı görüşleri de ağır basıyor.


Thuram rekor kırdı

EURO 2008'de C Grubu ilk maçında karşı karşıya gelen Fransa ile Romanya 0-0 berabere kaldı. Bu maçla birlikte ilginç istatistikler de ortaya çıktı. İşte bazı ilginç veriler;

- Lilian Thuram, Romanya maçında 15. Avrupa Futbol Şampiyonası maçını oynayarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Zidane, Poborsky ve Figo 14'er maçla Thuram'ı takip ediyor.

- Nicolas Anelka Romanya maçında da gol atamayarak Avrupa Futbol Şampiyonaları'nda gol atamama geleneğini sürdürdü. Bu, onu en başarısız futbolcular arasına soktu. 6 maçtır gol atamayan Anelka'nın üstünde sadece Arif Erdem var. (7 maç)

- Fransa ile Romanya'nın 0-0 berabere kalması turnuvanın da ilk beraberliğini getirdi.

- Bu maçta gösterilen 4 sarı kart, Avusturya-Hırvatistan maçında gösterilen toplam sarı kartla aynı oldu. Bu da, bir EURO 2008 maçında en çok sarı kart gösterilen karşılaşma oldu.

- Romanya bu maçta da galibiyet alamayarak Avrupa Futbol Şampiyonaları'nda oynadığı son 11 maçta sadece 1 galibiyette kalmış oldu. O galibiyet EURO 2000'de 3-2 skorla İngiltere'ye karşı.

* Edwin van der Sar, EURO 2008'de oynadığı maç sayısı kadar bu listede yukarı çıkacak.




Böyle futbol seyredene eziyet

Böyle futbol seyredene eziyet  


Bir Fatih Terim yapıtıyla daha,
Portekiz'e 2-0 yenildik.
Bu maçtan sonra çeşitli ve birbirinden çok farklı belki de taban tabana zıt yorumlar yapılacak. Beğenen olacak beğenmeyenler olacak ama kim ne derse desin, şu çok iyi biline ki; biz
futbol oynamasını bilmiyoruz.
Her şey değişebilir ama bu değişmez; futbolu bilmiyoruz!

Bir
takım sahada istediklerini yapamayabilir,
Çok gol kaçırır,
Çok hata yapar, saçmalar, o takım kötü bir günündedir ama futbol oynuyordur.
Bizim Milli Takım öyle değil;
Ne yaptığını bilmiyor, sadece çırpınıyor.
Kadrosu her
zaman yanlış kuruluyor.
Şimdi Terimci yorumcular yine zırvalayacak ve ‘estek köstek' yorumlarla sahibinin sesi olacak, milletin fikrini çelecekler. Futbol adına yazık olacak.
Portekiz'e karşı çok kötü oynadık ve ucuz yenilgi aldık!
Ayrıca ilk maçta İsviçre kendi evinde
Çek Cumhuriyetine 1-0 yenilmiş. Bizim ne yapıp edip gol atıp galip gelmemiz, hadi yenemedik 1 puan almamız şart!
Golü bile düşünmedik!

Futbol iki yönlü bir oyun


Eğer Avrupa kantarına çıkmışsan yarım adam olamazsın!
Hem defans yapacak hem hücum edeceksin.
Biz çolak silahşörler gibi tek kolla işin bir tarafını yapabiliyoruz.
Portekiz'e karşı sadece kalemizi savunduk!
Hücum girişimlerimiz doğmadan öldü!
Bir iki kez zayıf da olsa gol şansı yakaladık, hepsini heba ettik!
Hele Tuncay'ın son dakikalarda kaçırdığı… Evlere şenlik!
Nihat'a penaltı verilmedi falan hikaye…
Verilse ne olacak? Futbol mu oynadık!
Adamların da kıl gibi ofsaytını yakaladı hakem. Pepe vurdu gol oldu sayılmadı…
Geçiniz bunları….
Üç topları da direklerimizden döndü…
Berlin Panteri Turgay Şeren Ağabeyle yan yanaydık; ‘Volkan çok şanslı kaleci, bu toplar genelde içeri düşer. Dışarı dönmeleri mucizedir,' dedi. O bile şaşırdı.
Hep birlikte üzüldük.

Türk futbolu karambol futbulu


Şimdi bir analiz yapalım;
Türk futbolu karambol futbolu. Meğer ki denk gele…
Siz aldanmayın Terim'in cilalı laflarına.
Planlı programlı bir saha yayılışımız yok!
Kadromuz belli değil.
Kişilerin üzerinde ısrar yok! Ha bire deneme yanılma…
Genç takım istiyoruz ama oynatılanlardan daha iyi gençlerimiz var kadroya alınmıyorlar.
Bir örnek; Ka-Kazım. Fena değil ama ondan iyisi var; Arda… Sağda da oynuyor Arda ama takımda yok! Mehmet Topuz da var ama milli kadroda yok! Keza Yıldıray, Gökdeniz ama ille de Ka-Kazım…
Cansiperane bir şekilde kalemizi müdafaa etme gayretini görme insana aşağılık kompleksi getiriyor.
Böyle bir futbol seyredene eziyet!

Maç ertesi dünyadan akıp Cenevre'ye gelmiş herkes aynı şeyi söylüyor; neden biz kötü oynuyoruz?
Bu millet daha kaç sene Avrupa'da üzgün dolaşacak!
Futbol oynadığımızı görmek bile bizi mutlu edecek ama hep korkup defans yapıyoruz bu da bizi üzüyor,
Diyorlar… Sonuna kadar haklılar.
Güçlü, onurlu, Türk gibi kuvvetli tanımının sahibi Türk insanı Milli Takımıyla da bunu ispat etmek istiyor.

Maçtan önceki basın toplantısında Terim pamuk gibiydi, güleçti, kendine güvenliydi. Biz de gerçekleri bilmemize rağmen umutlandık.
Dün ilk yarı sonunda Mevlüt'ü oyundan alınca dedim yandık! Terim, Portekiz'den korkmuş!

Kadro nasıldı?


Volkan, Gökhan Zan, Ka-Kazım ve maç başlar başlamaz yaptığı saçma hareketlerle Tuncay beni şaşırtanlar oldular. Terim, Tuncay'a maç boyu nasıl tahammül etti anlamadım!
Oysa; genç bir takımla sahaya çıktık. Bu güzel ancak deneyim de önemli…
Bence Arda Ka-Kazım'a göre hem takıma daha alışık, hem genç hem daha deneyimli. U17'lerden bir geçmişi var. Arda iyi de futbolcu.
Volkan'ın yerine Rüştü bence ilk golü yemezdi… Daha dikkatli ve oyundan kopmayan bir tecrübesi var.
Gökhan Zan ve Servet sakat, Emre Güngör onlardan daha diri, taş gibi, neden oynamaz?
Gökhan da Servet de topu oyuna sokamıyor. Böyle bir anlayış, illüzyonist oyunculara sahip Portekiz'e karşı neye yarar?
Nitekim önce Servet yüreğimizi ağzımıza getirdi, maçın başında sakatlandı. Oyuna devam etti ama belki de performansı düştü, kim bilir!
Gökhan Zan'ın hatası dünya sonu. Bereket Alman hakem devam dedi. Gökhan Simao'ya öyle bir balta salladı ki ağaca gelse asırlık çınar göçer! Hakem devam dedi o top direğe çarptı mucizevi bir şekilde oyuna döndü. Gökhan orada kırmızı da yiyebilirdi.
Emre Güngör değil, Emre Aşık girdi oyuna.

Nihat Kahveci yine ileri uç oynadı ve kayboldu!
Nihat su gibidir. Onu santra yuvarlağında dökeceksin, kendi yolunu kendi bulup kaleye gol olup dökülecek. Terim onu da ileride çaresiz bırakıyor.
Takım zaten defans yapıyor, ne yapar Nihat ileride?

Keza Mevlüt da öyle… Yalnız adam ne yapar forvette? Mevlüt bizim takımın çekim gücü… Top kovalıyor, rakiple itişiyor. Topla buluşmalarında takımı adına iyi şeyler yapıyor, arkadaşlarına zaman kazandırıyor ve hep golü düşünüyor olması bir avantaj ama Terim onu da ikinci yarı oyundan alıyor. Sabri giriyor.
İşte o zaman çıldırıyorum!
Bu şu demek; ilk yarıyı istediğim gibi kapattım artık defansa gömülüp 1 puan çıkartırım.
Bu strteji değildir!
Bu korkak bezirganlıktır!
Futbolda sadece kendi kaleni savunarak başarılı olamazsın.
Yunanistan bunu yaptı ama goller de attı!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »






TV Rehberi



Google

Sektör türkiye sektörler
Site Map